• 1

    "Güzel bir kıyafet, iyi bir tavsiye mektubudur."

  • 2

    "Her zaman iyi giyimli ol, dinlenirken bile."

  • 3

    “Kadın gülümserse tüm kıyafeti gülümser.”

  • 4

    "Her zaman iyi giyimli ol, dinlenirken bile."

  • Giyim Dünyası

Copyright 2018 - Custom text here

Sağlık

Beyninizi geliştirmek için yöntemler

Günümüzde teknolojik gelişmelerin de etkisiyle neredeyse ışık hızıyla yaşanan değişim, insanı beyinsel performansını artırması için zorluyor. Daha güçlü bir hafızaya sahip olmak, daha kolay öğrenmek, çabuk okumak, iş yaşamında ya da öğrenim süresince daha başarılı olmanın koşullarından bazıları.

Hal böyle olunca, bilim dünyası da çalışmalarını zihinsel gelişimin nasıl artırılacağı konusunda yoğunlaştırıyor. İşte şimdilik bulunan yöntemlerden bazıları...

Hafıza eğitimi

Hafıza eğitimi alan bir kişi beynin etkin çalışma prensiplerini öğrenerek hızlı, kolay ve kalıcı öğrenmenin gizli sırlarını keşfediyor. Birkaç örnek vermek gerekirse, beyindeki "limbik (limbic)" kısımda bulunan "amygdala" duygusal içerikli bilgilerle ilgileniyor. Bu tip bilgilerle karşılaşıldığında "amygdala" beynin en üst kısmındaki "neocortex" ile birlikte bu bilginin kalıcı hafızaya kaydedilip, kaydedilmeyeceğine karar veriyor. Hafıza eğitimi alan kişi beynindeki limbik kısmı nasıl kendi kontrolü altına alabileceğini öğrenerek, hangi bilgilerin kalıcı hafızaya kaydedilip, kaydedilmeyeceği kararını dolaylı olarak kendi kontrolü altına alıyor. Sonuç olarak hafıza veya beyin eğitimi alan kişi hızlı ve kalıcı öğrenmenin kendisine sağladığı akademik başarıyı daha kolay yakalıyor. Hafıza tekniklerinin beyinde sağladığı diğer bir gelişme de beyin hücrelerinin arasında yoğun bir ağ oluşturması. Bu gelişme bir bakıma beynin gençleşmesi anlamına da geliyor. Beyin hücreleri arasında kurulan bu ağ tabakası ne kadar artarsa, kişinin bellek kapasitesi de o kadar gelişiyor. Buradan da kişinin kendi hafıza gücünün mimarı olduğunu kolaylıkla anlayabiliriz.

Devamını Oku

Her gün en az bir fincan zeytinyağı içilmelidir


Beslenme üzerine hazırladığı kitapları ve adıyla anılan diyeti ile tanınan Prof. Dr. Canan Karatay, zeytinyağının en güçlü antibiyotik olduğunu belirterek, “Bu yüzden de her gün en az bir fincan zeytinyağı içilmelidir” dedi.

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde Ayvalık Belediyesi ile Ayvalık Ticaret Odası tarafından bu yıl 12.’si düzenlenen Zeytin Hasat Günleri’nin ikinci gününde “Her Hasat Bir Barış Buluşmasıdır” adlı panel düzenlendi. Küçükköy Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panele Ayvalık Kaymakamı Namık Kemal Nazlı, Garnizon Komutanı Albay Aydın Nazlı, Ayvalık Belediye Başkanı Rahmi Gençer, Ayvalık Cumhuriyet Başsavcısı Metin Tokel, CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Ümmühan Tibet, Ayvalık Kent Konseyi Başkanı Filiz Karayelli, eski Kara Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Benhan İbrahim Kantarcı, sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı. Ünlü Gazeteci Güngör Aras’ın moderatörlüğünü üstlendiği panele konuşmacı olarak ise Prof. Dr. Canan Karatay ve İsrailli Zeytincilik Proje Yöneticisi Oded Salmon katıldı. Zeytin ile ilgili sinevizyon gösteriminin ardından ATO yönetimi, Kaymakam Nazlı ve Ayvalık Belediye Başkanı Gençer’e katkılarından dolayı birer plaket verdi.

Panelin açılışında konuşan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Benhan İbrahim Kantarcı, düzenledikleri 12. Uluslararası Hasat Günleri’nde sektörün önemli isimlerini ilçe halkıyla buluşturmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. İnsanoğlunun barışı çağlar boyu farklı bir biçimde simgelediğini vurgulayan Kantarcı, “Dünya durdukça barışın simgesi zeytin dalı ve ağacı olmuştur. Nuh Tufanı’nın ardından tufanın sona erdiği bir beyaz güvercinin ağzında zeytin dalı getirmesiyle müjdelenmişti. Dünyada ve ülkemizde son dönemlerde yoğunlaşan bitmeyen savaşlar ve terör olayları karşısında barışın önemi ve vazgeçilmezliği gündemimizin ilk maddesi olmalıdır. 12 yıldır gerçekleştirdiğimiz Zeytin Hasat Günleri’nin önemli hedefleri var. Birincisi Ayvalık zeytin ve zeytinyağının dünyaca ünlü kalitesine dikkat çekmek, bunun yanında zeytinyağımıza yeni pazarlar kazandırmak ve ülkemizdeki zeytinyağı tüketimini arttırmak” dedi.

Devamını Oku

Kanser Hastaları Beslenme

Kanser Hastaları Beslenme

Öneriler:

    Yemekleri yavaş yiyiniz ve iyice çiğneyiniz
    Günde 5-6 öğün halinde azar azar yiyiniz
    Yemeklerden sonra en az 3 saat uyumayınız
    Çok sıcak ve çok soğuk yemeyiniz ve içmeyiniz
    Alkol ve kola türü içeceklerden uzak durunuz
    Yemeklerinize bitkisel yağları çiyden koyunuz ve kavurmayınız, kızartmayınız
    Yemeklerde tuzda ölçülü olunuz
    Yaz aylarında Saat 10.30 ile 16.00 arasında güneşe çıkmayınız. Gölgede kalmayı tercih ediniz.
    Yeşil mercimek çorbası veya köftesini haftada 2-3 defa tüketmeyi alışkanlık haline getiriniz.
    Mevsiminin dışında sebze ve meyve tüketmeyiniz.
    Kesinlikle süt içmeyiniz. Yoğurt dilediğiniz kadar tüketebilirsiniz.
    Tatlı (baklava, kadayıf, genel olarak tüm hamur tatlılarından uzak durunuz. Süt ürünlerinden yapılmış az şekerli tatlı tüketebilirsiniz. Beraberinde üzerine mutlaka bolca tarçın serpmeyi ihmal etmeyiniz.

Devamını oku...

Anne Sütünü Artırıcı Bitkisel Kürler

Anne Sütünü Artırıcı Bitkisel Kürler

Kürleri Uygulamadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

1) Hamile bayanların, bebeklerini emziren annelerin mevsiminin dışında yetişen hormonlu ve ebter tohumlu sebzeleri tüketmemelerini özellikle belirtmek isterim.

2) Aynı anda birden fazla kürün uygulanmaması gerekmektedir.

3) Aşağıda birbirlerinden farklı birkaç tane kür önermiş bulunuyorum. Bu kürlerin tamamı anne sütünü artırıcı etkiye sahiptir. Özellikle, incir-havuç kürü ve taze beyaz dut oldukça güçlü bir galactogoguedur (anne sütünü artırıcı). Bebeklerini emziren annelere öncelikle incir-havuç kürünü uygulamalarını öneririm.

    Taze beyaz üzüm
    Dereotu
    İncir (taze veya kurutulmuş)
    İncir-havuç
    Taze beyaz dut
    Haşlanmış taze beyaz dut kurusu

Devamını Oku

Ağız Kokusu ve Ağız Bakımı

Adaçayı

Bademcik iltihabı (tonsilit) olanların sabah kalktıklarında ağız kokuları oldukça ağırdır. Dişlerini fırçaladıktan sonra koku biraz hafifler, kahvaltı yaptıktan sonra da tamamen kaybolur. Gün boyu herhangi bir ağız kokuları da olmaz. Çünkü gece boyu oluşan iltihap sabah kahvaltısı yapılırken, besinlerle sürüklenerek taşınır. Ancak, gece uykuya geçildiği zaman iltihap oluşumu tekrar başlar.

Her gün, ağız temizliği yapıldıktan sonra bir defa gargarasını yapmak ağızdaki bakterilere ve de ağız kokusuna karşı güçlü bir engelleyicidir. Normalde adaçayı gargarasını hazırlayıp lavabonuzdan eksik etmemeniz gerekir. Hazırlanan adaçayı gargarası üç gün bozulmadan lavabonuzun rafında durabilir.

Kür:
Yaklaşık bir su bardağı kaynamakta olan klorsuz suya bir tatlı kaşığı adaçayı atılır ve on dakika ağzı kapalı olarak kısık ateşte demlenir.Demleme süresi tamamlandıktan sonra bitki daha fazla suyunun içinde bekletilmez,mutlaka süzüp ayrılır.Günde iki-üç defa gargara yapılır.Ayrıca,beraberinde bir ay boyunca her gün bir çay bardağı adaçayı içilir.Hazırlanan gargara kırk sekiz saat bozulmadan banyo dolabınızda durabilir.

Devamını Oku

Adet Sancılarına Karşı Kür

Civanperçemi

Achilin ve Achilleine adındaki iki etkin madde civanperçemine özgüdür ve doğada bir tek onda bulunur.

Her iki madde de bayanların adet dönemlerinde ağrılarının alınmasında etkin rol oynayan maddelerdir.
Bayanların regl dönemleriyle ilgili vurgulamak istediğim önemli nokta şudur. Genel bir kural olmasa da, regl döneminde ani kan şekeri düşüşü veya kan şekerinde gün boyu oynamalar kendisini belirgin bir şekilde gösterebilmektedir. Bu durumda olan bayanların şikâyetleri daha farklıdır. Kan şekerinde ani düşüş veya fazla miktarda oynama (fluktasyon) olan bayanların adet günlerindeki şikâyetleri genel olarak: “İçim çekiliyor, kendimi kaybediyorum, baygınlık geçirmek üzereyim, içim taşıyor, içim patlıyor, aşırı gerginim, hiç bir yer bana huzur vermiyor” veya “korkuyorum ” şeklinde olabilir. Hatta bazı durumlarda vücutta kasılmalar da kendini gösterebilir.

Kür tarifi:
Bir tatlı kaşığı civanperçemi (yaklaşık iki-üç gram) bir su bardağı kaynamakta olan klorsuz suyun içine atılır. Ağzı kapalı olarak kısık ateşte üç dakika demlenir. Soğuduktan sonra süzülür. Regl döneminin başlamasına üç gün kala her gün sabah ve akşam bir su bardağı içilir. Her gün taze olarak hazırlanır. Reglinin bitimine kadar devam edilir.
Bu kür her regl döneminde uygulanır.

Devamını oku...

f t m